Öğretmen ve Eğitim Dergisi     

 
Abonelik
Anketler
Editörden
Film Kulübü
Güncel Yazılar
Haberler
İktibas
İletişim
İyi Örnekler
Karikatür
Profesyonel Gelişme
Röportajlar
Tüm Sayılar
Ünlemler
Web Siteleri
Yazar Öğretmenler
Yazarlar
Yazı Gönder
Yorum Yaz
- EDİTÖRDEN

11. Sayı- Editörden

Öğretmenin de Yenisi (mi) Makbuldür? Öğretmenler Günü’nde bir emektar öğretmenle tanıştım. Devlet okullarında 25 yıl görev yaptıktan sonra
   
- Sosyal Ağlarda Bize Katılın
Öncü Eğitimciler Facebook SayfasıÖncü Eğitimciler Twitter SayfasıGoogle Grupları
 İsmail ÖNAL Hocamızın kaleminden "Türkiye'nin Sosyal Bileşeninde İmam Hatip Ruhu"
(Bu yazı 3112 kez görüntülendi.)
 

TÜRKİYE’NİN SOSYAL BİLEŞENİNDE İMAM HATİP RUHU                          

   

Her millet; tarih, kültür, sosyoloji, din başta olmak üzere bazı bileşenlerden oluşur. Bir milleti anlamak o bileşenleri anlamak demektir. Günlük hayat incelendiğinde kültüre, renk ve biçim vermiş, bir kültür kodunun oluşmasına imkân sağlamış olan İslami düşünceyi görmek mümkündür.                

İmam Hatip Okulları milletin vicdanının tezahürüdür. İmam Hatipliler de öz be öz halkın içinden gelen, halkı ile çok rahat bütünleşebilen kimseler olmuşlardır.                                                      

İmam Hatipliler toplumda inancı tam, İslami anlayışı ile halkının değerlerini bütünleştirebilmiş, halkının değerlerine savaş açmamış, ona saygılı; dürüstlüğüyle faaliyet gösteren, hayatın her alanında yer alan insanlardır.

“İmam Hatip Ruhuyla” hayatın her alanında, hayatın içinde yer alan kimselerdir.

Bulundukları her meslek, sosyal aktivite ve siyasi çalışma içinde İmam Hatip Ruhuyla; karakterli, onurlu, insan haysiyetine yakışır, mazlumun yanında, zulmün karşısında, hak ve adaleti sağlamak için çalışır İmam Hatipli. Bunları yaparken, tek ölçüsü Allah’ın rızasını kazanmaktır.

      Başta inanan, başkasının inancına karışmayan; ancak alabildiğine özgür bir düşünce ve ifade ortamının en güzel inancın yeşereceği alan olduğuna inancı tam olan bir zihniyettir.

Yaşadığı ortamın selam ve barış yurdu olmasına katkıda bulunmak isteyen bir zihniyettir.

Yaşadığı bölgede, hoşgörüyü tesis etmek isteyen, insanlarının kardeşlik temelinde yaşamasını; hiçbir etnik kimliğin üstünlük iddiasında olamayacağı, üstünlüğün ancak samimi ve karşılık beklemeden gerçekleştirilen çalışmalarda olduğuna inanan bir zihniyettir. Karşılığını sadece Allah’tan bekler.

Bu özle hareket eden İmam Hatipli, sadece kendisini teorik olarak yetiştirip, dini ilimlerle iştigal etmekle kalmaz, toplumuna da bir şeyler verebilmenin gayreti içindedir.

       Bu nedenle İmam Hatipliler de, İmam Hatip Ruhunun gereği olarak, hakkın yanında yer almak, mazlumun karşısında olmak, dini ve manevi değerlerin, toplumun değerlerinin kaybolmaması ve geliştirilmesi için ortak zeminlerde buluşmak gayreti içinde olmalıdırlar.

      İmam Hatipler bu ülkede ne kadar güçlü olursa; Adalet o kadar hâkim olacak; hak, o kadar yerini bulacaktır, Halkın temsili, devlet millet kaynaşması, devlet-millet bütünleşmesi çok daha fazla gerçekleşecektir.

Çocuklarımız, büyüğüne bir başka saygılı, küçüğüne şefkatle yaklaşacaktır.

İmam Hatip Ruhu geliştikçe, daha mutlu-huzurlu, daha çalışkan, dürüst, hakkına razı, hakça paylaşımdan yana, insan ilişkileri daha insani olarak gelişmiş, iyilikte yardımlaşan, haksızlığın karşısında, adaletten yana, hoşgörülü ve alçakgönüllü nesillerin yaşadığı bir dünya oluşacaktır.   İmam Hatip Liselerini bitiren her birey, doğası gereği lider ruhludur. Mesleği ne olursa olsun, en iyisi olandır. İmam Hatiplerin ne olduğunu dosta düşmana göstermek boynumuzun borcudur. Çünkü o, ölçütlerini sürekli değişen insani ve süfli safsatalar yerine ebediyete kadar değişmeyecek olan ilahi ve mutlak değer yargılarına bakıp şekillendirir.

Çünkü o, üç beş kuruşluk dünyalık için bir dal gibi yaratılanın önünde baş eğmektense; hadsiz-hesapsız, kesintisiz mükâfat uğruna yaratıcısının huzurunda elif’lenip mim’lenmeye biat etmiştir. Çünkü o, hangi mesleği icra ederse etsin, imam ve hatiptir aynı zamanda…

Biz, bu aziz milletin yüreğinden koparıp verdiği, dişinden tırnağından artırdığı, aydınlık bir nesil umuduyla kendisi yemeyip bize gönderdiği infaklarla bugünlere ulaştık. Ben, bütün bu camianın, emanetin ne demek olduğunu çok iyi idrak ettiğini biliyorum. Bütün bu camianın, harama el uzatmaktan, milletin emanetine göz dikmekten nasıl sakındığını çok iyi biliyorum. İmam Hatip camiasının, yetimin hakkını korumakta, milletin tek kuruşunu kılı kırk yaran bir hassasiyetle muhafaza etmekte ne denli hassas olduğunu çok iyi biliyorum.

İmam Hatip çınarının büyümesinin birilerini rahatsız etme sebebi de esasen işte budur.

“Senin yokluğunda boştu minberler                         Sen ki bizim için cansın canansın

Bağ bozumu diye sustu bülbüller                             Elinde meşalen daima yansın

Zemheri ayında açar mı güller                                  Sen ki bize ilim, hem de irfansın

Elde tomurcuksun İmam Hatibim                            Yarama devasın İmam Hatibim”

Haksızlık, ahlaksızlık, terör ve huzursuzluklar dünyayı yaşanmaz hale getirmiştir. İmam Hatip Okulları'nın eğitim çerçevesi bu amansız hastalıkların tek ilacıdır. İnsanları kula kulluktan, şehvet, ihtiras ve kendi elleriyle büyüttükleri şeylere, ilah gibi bağlanmaktan uzaklaştırıp; tek ve bir olan Allah’a yaklaştıran okullardır. İnsan, kölelikten kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmanın neşe ve sevincini yaşayacaktır bu okullardan aldığı ruh ile…

Toplum gemisini delip insanların hayat denizinde boğulmasına sebep olanlar her zaman olacaktır. Bunları da uyaracak insanların yetiştirilmesi gerekir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz bu hususların önemini belirtmiş ve bu kutsal vazifeyi üstlenenleri de en güzel şekilde överek müjdelemiştir:

“İnsanları Allah’a çağıran, sâlih ameller işleyen ve "Ben Müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir”                        (Fussılet Sûresi, 33. ayet)

 “Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”             (Al-i İmran Sûresi, 104. ayet)

İmam Hatip Liselerini desteklemek, yaşatmak ve bu anlamda kaliteli dindar insanlar yetiştirmek Müslümanlar üzerine bir vazifedir diye düşünüyorum.

İmam Hatibim

“Kararmış yıllara doğan gün oldun                                      Susuz sinelere çağlayan gibi

Katılaşmış kalpte yanan mum oldun                                  Tebliğin yolunda küheylan gibi

Geleceğe ait ümidim oldun                                                   Bu yolda ciğerin dağlayan gibi

Bizlere muştusun İmam Hatibim                                         Sen ki kurtuluşsun İmam Hatibim”

İmam Hatipli olmak, bir adım önde olmaktır. İyilikte, saflıkta bir adım önde olmak... Değerlerine bağlı kalmada, milletine ve mukaddesatına bilinçli bir şekilde sahip çıkmada, sevgi, saygı, merhamet, adalet, işini hakkıyla yapma, hoşgörüyle tüm insanlığı kucaklama gibi evrensel hassasiyetlerle yaşamada bir adım önde olmak... İmam Hatipli olmak, peygamber mesleğini icra etmek için atılan en büyük adımdır. Dinini, kitabını anlamak, anlatmak, bildiklerini insanlara bildirmek için en yüce fırsattır. İmam Hatiplinin elinde dünyadaki en yüce mesleği, en mükemmel görevi yerine getirme fırsatı vardır. Öğrenmek..."Sizin en hayırlınız Kuran-ı Kerimi öğrenen ve öğreteninizdir." demiş Efendimiz. İşte en büyük rehber Efendimizin bu güzel sözünü yerine getirebilme fırsatı vardır İmam Hatiplinin. Bu eğitimin erdireceği zirvede Peygamber meslektaşı olmak vardır. Onun gibi yaşamak, öğretmek ve insanları cehalet batağından kurtarmak vardır. İmam Hatipli olmak, sevgilerin en güzelini, en safını yaşamak, sevgisini tatmak, sevgisini hissedip hayatımızın her anını buna göre şekillendirmek için bir fırsattır. İnananlar ve gerçeğin yolunda olanlar için huzursuzluk ve ümitsizlik asla mevzu bahis değildir. Kendi vicdanında aklanmış olan yürekler, aileden başlayarak milletin her ferdine ve devletine karşı saygılı ve faydalı olmak için çırpınırlar. İdeal insan olmak asırlardan beri her müminin hayalidir. Fazilet sahibi saygın bir fert olmak diğer bütün gençler gibi İmam hatiplilerin de isteğidir. İmam Hatipli olmak, zamana ve mekâna hâkim olanın ölçüleriyle yaşayabilmeyi, Peygamber Efendimizi rehber sayabilmeyi, kendi kaynaklarından beslenebilmeyi, milli çıkarlarımız için canla başla çalışabilmeyi hayal etmektir.

İmam Hatipli olmak, hayatı dosdoğru ölçülerle yaşayabilmektir. İmam hatipli olmak, çok daha fazla çalışmayı gerektirir.. İmam Hatipli olmak, kendi çıkarlarını asla düşünmemektir, ülkesinin çıkarlarını her şeyden aziz tutmak, ülkesi için her türlü fedakârlığı yapabilmektir. İmam Hatipli olmak, İslam’ın emrettiği şekilde giyinmek, İslam’ın emrettiği şekilde dosdoğru yaşamaktır. İşte İmam Hatipli olmak, bütün bu düşünceler eşliğinde hayatın içinde olmaktır.

  İsmail ÖNAL

(Bu yazı 3112 kez görüntülendi.) 2012-04-13
 
Sayfaya Yorum Ekle
Adınız  E-posta
Yorumunuz
 
 
   
 
İstanbul - İbrahim Hakan KARATAŞ E-posta: ihkaratas@gmail.com
www.materyal.org.trwww.oncuegitimciler.org.tr www.egitimakademisi.org.tr