Öğretmen ve Eğitim Dergisi     

 
Abonelik
Anketler
Editörden
Film Kulübü
Güncel Yazılar
Haberler
İktibas
İletişim
İyi Örnekler
Karikatür
Profesyonel Gelişme
Röportajlar
Tüm Sayılar
Ünlemler
Web Siteleri
Yazar Öğretmenler
Yazarlar
Yazı Gönder
Yorum Yaz
- EDİTÖRDEN

11. Sayı- Editörden

Öğretmenin de Yenisi (mi) Makbuldür? Öğretmenler Günü’nde bir emektar öğretmenle tanıştım. Devlet okullarında 25 yıl görev yaptıktan sonra
   
- Sosyal Ağlarda Bize Katılın
Öncü Eğitimciler Facebook SayfasıÖncü Eğitimciler Twitter SayfasıGoogle Grupları
 Mehmet Ali VAR- Aday Öğretmen Arkadaşım
(Bu yazı 1245 kez görüntülendi.)
 

ADAY ÖĞRETMEN ARKADAŞIM

 

Mehmet Ali VAR
Vezirköprü Köprülüler Anadolu Lisesi Müdürü

Yıllardır süren eğitim ve gayretin ardından öğretmen adayı olarak atandın. Hep hayalini kurduğun, kendilerine özendiğin senden tecrübeli öğretmenlerle artık bir aradasın. Gönlündeki dava aşkı, gençliğin verdiği heyecan ve taşıdığın meslek gururu ile bambaşka duygular içindesin.

Genç arkadaşım! Bilmelisin ki öğretmenlik, mesuliyeti ağır ama o kadar da değerli bir vazifedir. Her şeyden önce bir Peygamberlik mesleğidir. İlk emri‘oku’ ayetiyle başlayan bir dînin, “Ben bir muallim olarak gönderildim.”( İbn-i Mace, Mukaddime, 229) diye buyuran yüce bir Peygamberin kutlu sözlerini yerine getirmeye aday adsız kahramanlardan birisin. Bundan sonra “Yeni nesil sizlerin eseri olacak”, geleceğin altın nesline şekil vermeye, ruh katmaya çalışacaksın.

Toplumdaki herkes öğretmenin tezgâhından geçer. Yetişen nesilde iyisiyle, kötüsüyle öğretmenin bir şekilde sorumluluğu vardır. Mahsul güzel ve bereketli olursa bu işte öğretmenin müspet rolü büyüktür. Ama eser kötü, kaba, yobaz, duygusuz, arsız ve hırsızsa bunda diğer faktörlerle beraber öğretmenin de vebali vardır.

Değerli kardeşim, elbette mesleğin bazı zorlukları vardır. Bilindiği üzere ilk önce Temel Eğitim, Hazırlayıcı Eğitim ve Uygulamalı eğitim gibi üç aşamalı stajyerlik kurs ve imtihanlarınız bulunmakta. 14 Mart 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6528 sayılı Kanunla Performans değerlendirmesi diye yeni ölçütler getirildi.  Bu aşamalarda ve diğer zamanlarda kendini iyi yetiştirme gayreti içinde olmalı. İnsan öğrencilikte olduğu gibi meslekte de hep öğrenmeye, kendini yenilemeye, derslere hazırlıklı girmeye ve araştırmacı olmaya çalışmalıdır. Unutmamalı ki dersine girdiğimiz her öğrenci bizlere birer emanettir.

Bunun yanında okulda yapılması gereken nöbet, toplantı, plan, kurul vs. gibi birçok resmî işler de seni beklemektedir. Bunlar biraz sıkıcı olsa da her biri kendi içinde lüzumlu ve yapılması gereken işlerdir.

Sınıfa girdiğin zaman muhteşem mazimizdeki gibi seçkin ilim adamları olayım derdinde bir gençlik yerine televizyon, telefon, internet, eğlence fırtınasına tutulmuş bir gençlikle karşılaşabilirsin. Belki bununla birlikte kolaycılığa alışmış, derinlik aşkı olmayan, ailelerce hep mutlu olsun, sıkıntı çekmesin diye kodlanmış çocukları bulacaksın karşında.Şairin dediği gibi;

Varoğlu, zordur bu mesleğin işi,

“Eti senin…”demez artık her kişi,

Yandıkça kalbinde hizmet ateşi,

Sabırla işine bakar öğretmen.

Artık ebeveyn eskisi gibi ‘eti senin kemiği benim’demez. Öğrenciye bir fiske vurmak bir yana, sert konuşma şeklinde bir uyarıda bile veli, çocuğumun psikolojisi bozuldu diye koşarak okula gelebilir. Zor durumda arkanda seni koruyacak idareciler bulmakta zorlanabilirsin. Onun için adımlarını ölçülü atmalı ama kalbindeki hizmet ateşinin gereğini yerine getirmekten de geri durmamalısın.

Zamanımızda bu önemli meslek ve eğitim biraz öğretmenlerimizden, biraz da dış âmillerden dolayı değerini yitirmeye yüz tutmuştur. Geçmişte imkânsızlıklar içinde, ağır şartlar altında yürütülen eğitim-öğretim, şimdi refah içinde sürüyor olsa da, zamanla etraftan esen hoyrat rüzgârlar ile sarsılmaktadır. İlk önce okullarımızda disiplin zayıflamış, öğrenciler teknolojinin esiri olmuş, medyayla, veli baskısıyla, bürokrasi ile öğretmen itibarsızlaştırılmış ve eğitimin değeri düşürülmüştür. Sınıflarda tahtalar akıllanmış ama hizmetlisi, ödeneği olmayan okullar bir türlü akıllanamamıştır.

Her şeye rağmen milletin ümidi sendedir. İnsan en değerli varlığını, el bebek gül bebek büyüttüğü, saçının teline zarar gelmesini istemediği yavrusunu gelip öğretmene teslim etmektedir. Öğrenmek isteyen, öğretmenden ilim, irfan, rehberlik, örnek davranışlar bekleyen çocuklara en güzel şekilde faydalı olmaya çalışmalıyız.

İşimiz güç olsa da mademki bu mesleğe atandık kendimizi işimize adamak zorundayız. Adanamıyorsak bile işimizin hakkını vermeliyiz. Çünkü ülkenin geleceğini vasıflı nesiller yetiştirerek bizler inşa edeceğiz. Görevimiz olsun olmasın okulda, öğrenci de gördüğümüz her olumsuzluktan bizler az çok sorumluyuz. Hatta ailesindeki problemlerden, sokaktaki davranışlarından bile payımıza düşen sorumluluklar vardır.Âkif’in dediği gibi,

 “Sâhipsiz olan memleketin batması haktır,

   Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.”

Özlenen nesil kendini davasına adamış öğretmenlerle yetişecektir. Yoksa memur zihniyeti ile elimizdeki cevherler bile kaybolabilir. Vatanın neresinde olursak olalım ibadet aşkıyla hizmet etmeye gayret etmeliyiz. Unutmamak gerekir ki öğretmenlik sadece bir memuriyet değil, aynı zamanda dava adamı olma işidir. Vazifemiz zor olsa da şerefli bir meslek sahibi olmanın gururunu her zaman yaşamalıyız. Üstad’ın dediği gibi: “Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!”

 

 

(Bu yazı 1245 kez görüntülendi.) 2015-02-22
 
Sayfaya Yorum Ekle
Adınız  E-posta
Yorumunuz
 
 
   
 
İstanbul - İbrahim Hakan KARATAŞ E-posta: ihkaratas@gmail.com
www.materyal.org.trwww.oncuegitimciler.org.tr www.egitimakademisi.org.tr