Öğretmen ve Eğitim Dergisi     

 
Abonelik
Anketler
Editörden
Film Kulübü
Güncel Yazılar
Haberler
İktibas
İletişim
İyi Örnekler
Karikatür
Profesyonel Gelişme
Röportajlar
Tüm Sayılar
Ünlemler
Web Siteleri
Yazar Öğretmenler
Yazarlar
Yazı Gönder
Yorum Yaz
- EDİTÖRDEN

11. Sayı- Editörden

Öğretmenin de Yenisi (mi) Makbuldür? Öğretmenler Günü’nde bir emektar öğretmenle tanıştım. Devlet okullarında 25 yıl görev yaptıktan sonra
   
- Sosyal Ağlarda Bize Katılın
Öncü Eğitimciler Facebook SayfasıÖncü Eğitimciler Twitter SayfasıGoogle Grupları
 Mustafa YAZKAN- Aday Öğretmen
(Bu yazı 1490 kez görüntülendi.)
 

ADAY ÖĞRETMEN

Mustafa YAZKAN

Uzman Öğretmen

Hatice Mehmet Ekşioğlu İ.Ö.O. Çekmeköy-İst

1997 Yılının Ekim ayının 30’unda saat 14:00 civarında İstanbul Beykoz’da boğaza nazır bir okulun kapısından öğretmenliğe başlamak üzere içeri girdiğimde kendimi o an ülkemin en iyi öğretmeni olarak görüyordum. (Oysaki daha bir gün bile öğretmenlik yapmamıştım.) Kendimden emin olarak dış kapıdan içeri ilerlerken aşırı bir özgüvenim ve bu psikolojide olmam için de yeterli sebebim vardı. Zira ülkede en iyi sınıf öğretmeni yetiştirdiğini düşündüğüm bir üniversiteden mezun olmuştum. Üniversite okurken muhtelif öğretmenlerim diğer arkadaşlarımın yanında çok defa [Bu işi en iyi şekilde yapabilecek] “Bu okula senin gibi bir öğrenci gelmedi.” demişlerdi. Hatta bir keresinde daha 2. Sınıfta iken bir derste yaptığım araştırma örneği ile ilgili hocamız beni epey onore etmişti. Üniversite zamanlarımda eğitim ile ilgili meselelerde konferanslarda konuşmacı seçilirdim. Üstelik okulum biter bitmez branşım olan sınıf öğretmenliğinde yüksek lisans yapıyordum. En önemlisi de zaten öğretmenliğin hayatımın işi olduğunu düşünmemdi. (17 yıl geçti hala aynı fikirdeyim).

Okula ilk başladığımda 3. Sınıfı vermişlerdi. Çok başarılı birkaç yıl geçirmiştim. Hatta daha öğretmenliğimin 1. Yılı sonunda okuldaki 3 tane 3. Sınıf, 4 tane 4. Sınıf olurken bazı öğrenciler sınıfımdan ayrılmak durumunda kalmış veliler okul idaresine bir hafta gide-gele sınıfımdan ayrılmayacaklarını ilan etmişlerdi.

Ne var ki zaman geçtikçe bu meslekte koca bir “hiç” olduğumu anladım. Hem de çok iyi anladım. Bu işin zamanla öğrenildiğini, yaparak yaşayarak öğrenildiğini, kitap-ders notu okumakla olmadığını çok iyi anlamıştım.

Öğretmenler iyi bir üniversiteden mezun olsalar da işe başladıklarında acemidirler. Fakat birkaç yıl içinde bu acemilik yerini yavaş yavaş daha bilinçli adımlar atmaya bırakır. Kimi öğretmenler zamanla bu işte uzmanlaşırlar. Sınıfta, okulda neye-nasıl tepki vereceklerini, neyi-nasıl yapacaklarını bir çırpıda hallediverirler. Öğretmenlerin çalışma hayatlarında yaşayacakları problemlere pratik çözüm bulmalarında birbirleri ile bilgi paylaşımlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Zira öğretmenler hemen hemen aynı sorunları yaşamaktadırlar.

         Bu anlamda 17 yıllık meslek hayatımda mesleğimi kitaplardan ve akademisyenlerin bize öğrettiklerinden ziyade yaşayarak öğrendim. Zaman içerisinde sorunlarımı daha kolay hallettiğimi gördüm.

         Eski öğretmenler yenilere mutlaka mesleki birikimlerini aktarmalı. Zira benim de onlardan alacağım çok şey olduğunu düşünüyorum. İnternette forum sitelerinde genellikle öğretmenler arası dosya paylaşımı bulunmakta. Mesleki tecrübeler ise neredeyse yok gibi.        Öğretmenler yaptıkları çalışmalarını birbirleri ile paylaştıkça eğitim öğretim ortamı daha zenginleşecek, benzer alanda yaşadıkları sıkıntılarını gerek zümre gerek ilçe zümrelerinde bir araya geldiklerinde/konuştukça sorunlar zamanla azalacaktır.

         Yazımı güzel bir hatıra ile bitirmek istiyorum. 3-4 Sene önce sınıfıma gelen yaşlı bir amca ve torunu arasında geçen diyaloğumuzda, dede diğer torununu bana yazdırmak istediğini söylemiş ben de ona sebebini sormuştum. Sınıfa gelen torunu bana: “Çünkü siz iyi bir öğretmensiniz. Geçen sene atık pil topladığımda başımı okşamış ve bana aferin kızım demiştiniz. Ben de dedemi size getirdim.” dedi.

         Fakülteyi bitirip KPSS sınavlarına girip öğretmen olarak atandığınızda değil öğrencinizin başına elinizi koyduğunuzda, ona sıcak bir gülümseme ile “aferin oğlum/kızım” dediğinizde öğretmen olmuşsunuzdur…

 

 

 

(Bu yazı 1490 kez görüntülendi.) 2015-02-22
 
Sayfaya Yorum Ekle
Adınız  E-posta
Yorumunuz
 
 
   
 
İstanbul - İbrahim Hakan KARATAŞ E-posta: ihkaratas@gmail.com
www.materyal.org.trwww.oncuegitimciler.org.tr www.egitimakademisi.org.tr