Öğretmen ve Eğitim Dergisi     

 
Abonelik
Anketler
Editörden
Film Kulübü
Güncel Yazılar
Haberler
İktibas
İletişim
İyi Örnekler
Karikatür
Profesyonel Gelişme
Röportajlar
Tüm Sayılar
Ünlemler
Web Siteleri
Yazar Öğretmenler
Yazarlar
Yazı Gönder
Yorum Yaz
- EDİTÖRDEN

11. Sayı- Editörden

Öğretmenin de Yenisi (mi) Makbuldür? Öğretmenler Günü’nde bir emektar öğretmenle tanıştım. Devlet okullarında 25 yıl görev yaptıktan sonra
   
- Sosyal Ağlarda Bize Katılın
Öncü Eğitimciler Facebook SayfasıÖncü Eğitimciler Twitter SayfasıGoogle Grupları
 Özgür GİRGİN- SBS ve YGS'yi Nasıl Bir Dönüşüm Bekliyor?
(Bu yazı 2134 kez görüntülendi.)
 

SBS ve YGS’yi Nasıl Bir Dönüşüm Bekliyor

SBS ve YGS’yi ortaya çıkartan şartları tespit etmeden, bunların alternatiflerini geliştiremeyiz. Her paragrafta, sınav sistemlerimizi besleyen fikri arka planlardan bahsetmeye çalışacağım. Böylece daha sağlıklı çözümler üretebileceğimize inanıyorum. 

1) SBS ve YGS nasıl ortaya çıktı: Bir topluluk düşünelim ki insanlar en düşük maliyetle en fazla ürün elde edip, sürekli daha fazla kazanmayı amaçlasınlar. Ahlak anlayışları, bu amaçlarına ulaşmayı kolaylaştıracak sekülerlikte olsun. Bu insanların yaşam tarzları, sosyal ilişkileri, eğitim sistemleri, ölçme değerlendirme yöntemleri nasıl olurdu?

2) Bizde de suç var: Pergelin sabit ayağını seküler ahlâka koyalım ve bir dâire çizelim. İstesekte istemesekte hepimiz, bu dâirenin içinde kalıyoruz. Öncelikle bu dâirenin içinde yaşadığımızı ve bu ahlâkla ahlâklandığımızı kabul etmeliyiz ki, bir sonraki adımda teşhis koyarken isâbet ettirebilelim. SBS ve YGS ile bu okuduklarımızın ne alâkası var diye düşünenler için konuyu biraz daha açalım. Yaşanabilir bir dünya inşâ edecek mimarları biz yetiştireceğiz. Yetiştirdiğimiz nesillerin, malzemeden çalmayacağına, bir dâireyi birkaç kişiye satmayacağına emin olabilir miyiz? Biz malzemeden çalmayı bıraktığımız anda yetiştirdiklerimizde bırakacaktır. Yatılı okulda çocukları bağıra çağıra uyandıran, derse geç giren, yaşam boyu öğrenmeyen, ahlâklı olana değil kaypak olana prim veren bir öğretmen, geleceğimizi çalacak olan nesilleri yetiştiren öğretmendir. Dünyanın en iyi ölçme ve değerlendirme sistemleri karaktersiz insanların bilgilerini ölçse ne değişir ölçmese ne değişir? Karakter sahibi, irfanlı gençlerin potansiyellerini ise ne ölçebiliriz nede hayâl edebiliriz!

3) Bize müstahak: Bugünkü çarpık eğitim ve sınav sisteminin, 21.  y.y. insanının zihin ve kâlp haritasına uygun olduğunu düşünüyorum. Sorun sistemde değil, bu çarkı çeviren kadrolarda. Bizler de bu çarkın birer parçasıyız. İnsan yaratılışına uygun ölçme ve değerlendirme yöntemlerini, kendi etki alanımızda hayâta geçirdikçe büyük resimdeki değişime yön vermiş olacağız. SBS ve YGS’lerin nihâî hedefi ihtiyaç duyulan istihdâmı karşılamaktır. Bugün,  insanlık neyi aradığını bilmediği için âdeta çöldeki serâbın peşinden koşar gibi suflî arzularının peşinde koşuyor. Öğretmen olarak bizler, genç kızlarımızın konforlu bir hayâtı nerede bulabileceğini öğretmeliyiz ve oğullarımızın fıtrî yeteneklerine uygun meslekleri seçebilmelerini sağlamalıyız. Bu satırların cevabı SBS ve YGS’de olmadığı halde, mânevi kaygıları olan aileler bile SBS odaklı bir hayat yaşıyorsa durup düşünmeliyiz.

4) Öğrencilerin amelî olarak ne bildiğini ölçmeliyiz: Tekrar başa dönecek olursak branşımız ne olursa olsun öğrencide ölçmemiz gereken şey “Bu öğrenci nerede istihdâm olursa insanlıkla, doğayla, kendisiyle barışık bir hayat sürer?” sorusunun cevâbı olmalı. Bu sorunun cevâbını proje tabanlı ölçme ve değerlendirme yöntemleri ile bulabiliriz. Yaşam boyu öğrenme felsefesine sâhip olmayan bir öğretmen, proje tabanlı eğitim veremeyeceğine göre önce kendimizi ölçme ve değerlendirmeye tâbi tutmalıyız. Eğer bu noktadan hareket etmezsek teoride öğretmen (lafta öğretmen) oluruz. Teorik bir insan ise aşağıdaki paragrafın öznesi haline gelir.

5) Boş lafa karnımız tok: Kredi kartı maharetiyle insanlara alamayacakları şeyleri vâd eden batı, teoride insanların mutlu olabileceği ancak pratikte onları yavaş yavaş yaşayan ölülere dönüştüren bir hayat pazarlıyor. Dershanelerimiz, kazanamayacağını bildiği halde yüzbinlerce öğrenciyi kabul ediyor. YÖK ve eğitime yön veren diğer kurumlar bu duruma ses çıkartmıyor. Öğretmenler proje tabanlı eğitim vermiyor. Kısaca, batının kredi kartı kültürünün farklı bir versiyonunu, okulda öğrencilere biz uyguluyoruz.

6) İhtiyaç duyduğumuz, kendini ve yeteneklerini keşfeden nesil: Proje tabanlı öğrenme ve ölçme ile öğrenci, notlarını sınıf içinde ve dışında verilen görevi yerine getirmesiyle kazanacaktır. Kuru bilginin, irfâna dönüşebilmesi ve içselleştirilebilmesi için öğrenci bilgiye ulaşmalı, işlemeli ve üretmelidir. Ders Târih ise, târihindeki doğru bildiği yanlışları ancak bu şekilde öğrenebilir. Ders Edebiyat ise okuma ve yazma becerilerini böyle geliştirebilir. Ne yazık ki öğrencilerimiz öğrendiklerini yazıya dökemiyor, anladıklarını ifade edemiyor, dolayısıyla hangi öğrencinin ne kadar anladığını tespit etmede öğretmenler çâresiz kalıyor. Meslek derslerinde ise öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz, geliştirdiği projelerle teknolojiye ancak böyle yön verebilir.

7) 21. y.y.’da okulların rolü ve yapısı değişiyor: Öğrenci, bildiğini ifâde ettiği kadar sınavlarda ve projelerde başarılı olur. Ölçme ve değerlendirme de zâten öğrencinin bilgisini, çeşitli şekillerde ifâde etmesi üzerine kuruludur. Öğrencide gerçekleşen öğrenme, sık sık ve ânında kontrol edilerek süreç değerlendirilir. Öğretmenin görevi bu süreci iyi bir şekilde yönetmek, rehberlik ve koçluk yapmak olur. Bu öğrenme ortamının fizîki şartları ise öğrencinin kendisini evindeymiş gibi hissedeceği bir okul ortamıyla sağlanabilir. Doğal olarak öğretmen de mesâi saatlerinde okulda bulunup eğitim koçluğu görevini yerine getirmelidir.

8) Biraz da hayâl kuralım: Üniversitelere sınavsız girildiği ancak sınıf geçmenin kolay olmadığı, öğrencilerin öğretmenlerini seçebildiği, öğrencilerin aynı zamanda alt sınıflara rehberlik ve koçluk yaptığı, farklı branşlardaki öğretmenlerin birlikte proje geliştirdiği ve geliştirdikleri projeleri z-kitaplar halinde ders müfredâtı hâline getirdikleri bir eğitim sistemi! Özel sektörün, öğretmenlerin peşinden koştuğu ancak öğretmenlerin kendilerini “insan” yetiştirmeye vakfettiği için özel sektöre yüz vermediği bir ülke!

Sonuç olarak; Biz öğretmenler, sınıf içinde sergilediğimiz ölçme-değerlendirme yöntemleriyle,  SBS ve YGS türü sınavları doğrudan değiştiremeyiz ancak ileride bu sınavları revize edecek olanlara ilham verebiliriz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de bu toprakların câzibe merkezi olacağına ve tüm dünyaya ilham verecek bir eğitim sistemi geliştireceğine şüphem yok. Hayâllerimizdeki eğitim kurumlarında hep birlikte çalışmak dileğiyle…

 

(Bu yazı 2134 kez görüntülendi.) 2015-05-16
 
Sayfaya Yorum Ekle
Adınız  E-posta
Yorumunuz
 
 
   
 
İstanbul - İbrahim Hakan KARATAŞ E-posta: ihkaratas@gmail.com
www.materyal.org.trwww.oncuegitimciler.org.tr www.egitimakademisi.org.tr