Öğretmen ve Eğitim Dergisi     

 
Abonelik
Anketler
Editörden
Film Kulübü
Güncel Yazılar
Haberler
İktibas
İletişim
İyi Örnekler
Karikatür
Profesyonel Gelişme
Röportajlar
Tüm Sayılar
Ünlemler
Web Siteleri
Yazar Öğretmenler
Yazarlar
Yazı Gönder
Yorum Yaz
- EDİTÖRDEN

11. Sayı- Editörden

Öğretmenin de Yenisi (mi) Makbuldür? Öğretmenler Günü’nde bir emektar öğretmenle tanıştım. Devlet okullarında 25 yıl görev yaptıktan sonra
   
- Sosyal Ağlarda Bize Katılın
Öncü Eğitimciler Facebook SayfasıÖncü Eğitimciler Twitter SayfasıGoogle Grupları
 Yaşar DİLBER- MEDYA PEDAGOJİSİ ve MEDYA OKURYAZARLIĞI
(Bu yazı 1384 kez görüntülendi.)
 

MEDYA PEDAGOJİSİ ve MEDYA OKURYAZARLIĞI

 

        Yaşar DİLBER                                                                   

       Rehber Öğretmen/Psikolojik Danışman

                                                                                                                   

   Pedagoji kelimesi Yunancaya dayanmakla beraber kökeni Paidagoge’dur. “Paid” çocuk, “Ago” yönetmek demektir; dolayısı ile Paidagoge “Çocuk Yönetmek” anlamına gelmektedir. Antik Yunanistan’da pedagoglar, sahiplerinin, efendilerinin oğullarının ( ki o dönemde kızların eğitim almaları yasaktı ) eğitimlerini denetleyen kölelerdi. Bu kölelerin görevi ise  erkek çocuğunu okula götürmek, ona okulda yardımcı olmak, yemesini içmesini kontrol etmek, eşyalarını taşımak; yani genel ifade ile ona her anlamda bakmakla yükümlülerdi.

   Pedagoji daha sonra bir bilim olarak kabul edilmiş ve çeşitli alt dallara ayrılarak yayılmıştır. ( Pedagoji, hem çocuk psikolojisini, hem eğitimini, hem de sağlığını içinde barındıran çok geniş bir alandır.) Bunlar; sosyal pedagoji, eğitim pedagojisi, medya pedagojisi, aile pedagojisi vs. Tabi bu alt dallar ülkemize ait olmamakla beraber yurtdışında daha bir çok farklı çeşitleri bulunmaktadır. ( Ülkemizde pedagoji bölümü 1983 yılında İstanbul Üniversitesinin son mezunlarını vermesi ile kapanmış, yerine Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Psikoloji ve Çocuk Gelişimi ve Eğitimi gibi bölümler açılmıştır. )

   Genel bilgilerden sonra pedagojinin bir alt dalı olan Medya Pedagojisi nedir, ülkemizdeki yeri, amacı nedir gibi benzer soruların cevaplarını arayacağız.

   Medya Pedagojisi, kitle iletişim ve diğer medya araçlarının genel olarak neler olduğu, eğitimde kullanımlarını, mümkün olan etkilerini, bu araçlarla gerçekleştirilen eğitimsel iletişim sürecini inceler. Bunun yanında medya pedagojisinin amacı, medyayı doğru okuyan, gördükleri ve izlediklerini sorgulayan, yorumlayabilen, yorumlayıp içselleştiren, eleştirel bir gözle değerlendiren, analiz ve sentez kabiliyeti gelişmiş bireyler yetiştirmektir.

   Bilgi çağı ile birlikte eğitim işini sadece okullara yüklenmeyeceği gerçeğinden hareketle medyaya büyük sorumluluklar düşmektedir. Çünkü çocuk zamanının büyük çoğunluğunu ya televizyon karşısında veya bilgisayar başında geçirmektedir. RTÜK’ün yapmış olduğu bir araştırmada, ilköğretim çağındaki çocukların %73’ü, 2 saat veya üzerinde televizyon izlediklerini belirtmişlerdir.

     Medya toplumun her kesimini etkileyen çok büyük bir güçtür. Medyanın gücünü arkasına almayan hiçbir siyasi güç varlığını koruyamaz. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri medyası, ABD’nin müdahale edeceği  ülke ( Vietnam, Afganistan, Irak vs.) insanlarının çektiği sıkıntıları, yaşadıkları işkenceleri, halkın sefaletini bir müddet ekranlarına taşıdıktan sonra ortam psikolojik anlamda olgunlaşınca icraata geçmişlerdir. Ya da kendi ülkemizden örnek verecek olursak, bir haber ,bir televizyon kanalında normalmiş gibi sunulurken, bir diğer televizyon kanalında, büyük ve sansasyonel bir habermiş gibi sunulabilmektedir. Medya Pedagogu Dr. Sabine Schiffler “ne kadar temiz ve saf bir niyetle sunulursa sunulsun, aslında objektif habercilik mümkün değildir” der.

   Medya tarafından yoğun bir bombardıman altında yaşıyoruz;, yediğimiz yiyeceklerden içtiğimiz içeceklere, giydiğimiz kıyafetlerden nerde nasıl düşünmememiz gerektiğine kadar her şey bize empoze ediliyor. İşte medya pedagojisi de bu bombardımandan gelen uyaranları seçme, ayırt etme, yorumlama ve eleştirel bakış açısı kazanmayı hedefler.

   Medya pedagojisi en rahat medya okuryazarlığı kavramı ile açıklanabilir. RTÜK ve MEB 2006 yılında ortak bir protokole imza attılar. Bu protokolle iki kurumda, yükleneceği sorumluluk ve görevleri net bir şekilde ortaya koydular. MEB, medya okuryazarlığı dersini ilköğretimde seçmeli olarak okutma karar aldı. 2006 yılından 2012 yılına kadar geçen 6 yılda, yapılanlar sadece görüntüden ibaret kaldı diyebiliriz. Örneğin Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 1.Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı düzenlenmiş, daha sonra 2010 ve 2011 yıllarında iki kez medya okuryazarlığı paneli gerçekleştirilmiştir. Dostlar alışverişte görsün mantığı ile yapılan hiçbir çalışma nedense, verimli olamamıştır.

   MEB gerçekleştireceği veya yaptığı her projede mutlaka öğretmen el kitabı, öğrenci el kitabı ve veli el kitabını anında basar, projeyi harika bir şekilde detaylandırır, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünür ve çalışmalarını ona göre yapar; fakat üst makamlar tarafından içselleştirilmeyen bir çalışma, maalesef okullarca da benimsenmemektedir. Bu protokolle, şuana kadar gerçekleştirilen faaliyetler yeterince övgü alamamış ve yapılan çalışmalarda üstünkörü gerçekleştirilmiştir. Görev yaptığım ilçede özel ve resmi toplam 43 ilköğretim okulu bulunmaktadır ve 2011-2012 eğitim-öğretim yılında seçmeli medya okuryazarlığı dersini alan toplam okul sayısı ise sadece 4’tür. Bu rakam sanırım anlatmak istediğim noktayı net bir şekilde ortaya koymuştur.

   Medya okuryazarlığı dersini ara ara televizyon ekranlarının sağ üst tarafında görülen yaş ve içerik sembollerine indirgeyip sıkıştırırsak, bu derse büyük haksızlık etmiş oluruz. Dersin içeriğinde; iletişim, kitle iletişim, medya, televizyon, radyo, aile-çocuk-televizyon, gazete, dergi ve internet gibi konular yer almaktadır. Ayrıca medya okuryazarlığı dersi 8.sınıf öğrencilerine verilmekte ve  herhangi bir notla da değerlendirilmemektedir.

   Medya okuryazarlığı dersi ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Japonya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Avusturya, Belçika ve İsviçre’deki okullarda zorunlu ders olarak okutulmaktadır. Hatta Avrupa Birliği bu dönem içerisinde tüm üye ülkelerde bu dersi zorunlu yapacağını duyurmuştur. Bizde ise bu ders seçmeli (keyfi) olarak verilmekte ve bir eğitim öğretim yılında seçildiğinde,  diğer bir eğitim öğretim yılında tercih edilmemektedir.

   Avrupa’daki birçok üniversitede, eğitim fakültelerindeki öğretmen adaylarına, medya pedagojisi dersi zorunlu olarak okutulmaktadır. Bizde kendi eğitim fakültelerimize bu dersi koyarak, önemini öğretmen adaylarına anlatmalıyız. En önemlisi, medya okuryazarlığı dersini okullarımızda zorunlu dersler arasına koyamadığımız sürece, amacına ulaşmasını beklememeliyiz.

   Bu dersle, bir yıl içerisinde, öğrencilere yukarıda bahsedilen özellikler (eleştirel bakış açısı, medyayı doğru okuma, sorgulama, yorumlayabilme, seçici olma vb.) kazandırılamaz belki; ama onlara farkındalık kazandıracağı veya farklı bir bakış açısı sunacağı da göz ardı edilemez. Fakat ilk önce üst makamlar, sonra okuldaki yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve veliler bu dersin önemini kavramalıdırlar.

 

KAYNAKLAR

 

 

Hesapçıoğlu,M ve Yılmaz,N (2010).Bilgi Toplumunda Okul ve Medya: Medya Pedagojisine Bir Giriş. İstanbul Morpa Kültür Yayınları.

 

Schiffler,S.(2005).Medya Pedagojisi ve Demokrasi. 18.02.2005 tarihli  Zaman Gazetesinde Yayınlanan Makale

 

www.medyaokuryazarligi.org.tr

 

 

                                                                                          

 

 

 

 

 

 

 

 

(Bu yazı 1384 kez görüntülendi.) 2015-05-30
 
Sayfaya Yorum Ekle
Adınız  E-posta
Yorumunuz
 
 
   
 
İstanbul - İbrahim Hakan KARATAŞ E-posta: ihkaratas@gmail.com
www.materyal.org.trwww.oncuegitimciler.org.tr www.egitimakademisi.org.tr