Öğretmen ve Eğitim Dergisi     

 
Abonelik
Anketler
Editörden
Film Kulübü
Güncel Yazılar
Haberler
İktibas
İletişim
İyi Örnekler
Karikatür
Profesyonel Gelişme
Röportajlar
Tüm Sayılar
Ünlemler
Web Siteleri
Yazar Öğretmenler
Yazarlar
Yazı Gönder
Yorum Yaz
- EDİTÖRDEN

11. Sayı- Editörden

Öğretmenin de Yenisi (mi) Makbuldür? Öğretmenler Günü’nde bir emektar öğretmenle tanıştım. Devlet okullarında 25 yıl görev yaptıktan sonra
   
- Sosyal Ağlarda Bize Katılın
Öncü Eğitimciler Facebook SayfasıÖncü Eğitimciler Twitter SayfasıGoogle Grupları
 Hacer YALÇINTAŞ- Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuk
(Bu yazı 895 kez görüntülendi.)
 

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUK

 

Bir çocuğun okula başlaması ve başarılı olmasını anne- babası sosyal hayatta övünülecek, kendisiyle ve çocuğuyla iftihar edilecek bir alan olarak görebilmektedir.

Günlük yaşamınızda görmüşsünüzdür bir annenin çocuğu yüksek not aldığı için çok mutlu olduğunu ya da bir babanın kırık notlu karne getiren çocuğunu azarladığını. Yüksek hep en yüksek notu almak, sınıf birincisi olmak vb. hedefler koymuştur ebeveyn çocuklarının önlerine. Anne babasının belirlediği hedeflere ulaşmada başarılı olan çocuklar tebrik edilmelidir elbetteki. Çünkü çok da kolay bir iş değildir yaptıkları! Ama başarılı olmak isteyip de yapamayanlar, çabalayıp çabalayıp vazgeçenler…Böylelerinin hali nasıldır sizce?

Yine çevresel gözlemlerimden yola çıkarak söyleyeyim. Önce kızıp azarlamalar, komşunun çocuğu ile kıyaslamalar …Sonra da her konuştuklarının bir köşesinde iğneleyici sözler sarf etmeler. Peki böyle ebeveynler hiç çocuklarını anladılar mı? Yada anlamak istediler mi?

Belki algılama problemi olan çocuklarını haylazlıkla suçladılar. Belki kas koordinasyonu ve motor alandaki beceri eksikliği olan çocuklarını sakar olarak etiketlediler. Belki de duyu organları yoluyla aldıkları bilgileri beyinde kaydedip işleyemediği için ifade de edemeyen çocuklarını tembel diyerek aşağıladılar. Sürekli başarısızlıkla, beceriksizlikle, dikkatsizlikle anılan çocuk da bir süre sonra çabalamaktan vazgeçmeye başladı. İşte psikolojide çok bahsi geçen bir kavram olan öğrenilmiş çaresizliğin somut bir örneği. Bundan sonra çocuklarımızın hayatı, geleceği ne olacak bunun derdine düşüyor veliler. Tıpkı bir zamanlar çocuklarının sadece başarılı olmalarını istedikleri gibi!

 Yanlış mıydı yaptıkları, her anne baba istemez miydi yavrularının başarılı görebilmeyi. Tabiî ki yanlış denemez ama doğru da diyemiyorum. Çünkü her şeyden önce çocuklarını anlamaları en azından anlamaya çalışmaları gerekirdi.

 Şimdiye kadar, annenin hamilelik sürecindeki yanlışlardan, doğum sırasındaki aksaklıklardan, bebeklik dönemindeki hastalıklardan, kalıtımsal etmenlerden, ayrıca ailevi birtakım sorunlardan kaynaklanabilen ve çocuğun hiç de suçunun olmadığı nedenlere sahip öğrenme güçlüğünden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Bu bozukluk farklı çocuklarda farklı biçimlerde kendini gösterebiliyor. Öğrenme güçlüğüne sahip bir çocuk beynindeki sorundan dolayı harfleri ters dönmüş olarak algıladığı için ‘a’ yı ‘e’, ‘E’yi ‘3’, yada ‘6’ yı ‘9’ olarak okuyabilmektedir. Başka bir çocuk uzaklığı ve derinliği algılamada bozukluğa sahip olduğu için sıksık eşyalara çarpıp sandalyeden düşebilmekte ve sonuçta da sakar olarak etiketlenebilmektedir. Bazı çocuklar vardır TV izlerken siz seslenirsiniz bakmaz, bağırırsınız duymaz görünür ve çileden çıkarsınız, öfkelenirsiniz. Bilir misiniz ki o çocuk işitsel olarak figür-zemin ayırdında güçlük çekmekte ve sizi algılayamamaktadır. Hayır! Siz sadece onu akşam babasına şikayet edersiniz.

 Buradaki amacım bütün anne-babaların böyle olduğunu iddia etmek ya da onları suçlamak değil. Sadece görünüşünde herhangi bir engeli olmayan ama öğrenme güçlüğüne sahip olan çocuklar üzerine farkındalığınızı artırmak. Bilinmelidir ki bu çocuklar eğitilemez, geliştirilemez, başarılı olamaz değil. Onlar biraz ilgiyle, özenle, sevgiyle yaklaşılıp empati kurulmaya ihtiyaç duyuyorlar o kadar. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim öğrenme güçlüğü olan bir çocuğa eğitim konusunda baskı yapan bir anne- baba; sınıf içinde aşağılayan, onunla özel olarak ilgilenmeyen bir öğretmen onu yalnızca çabalamaktan vazgeçmeye yöneltmiyor aynı zamanda çocuğun kendisini değersiz hissetmesine neden oluyor ve özgüvenine zarar veriyor. Peki ne yapılmalı?

Öncelikle şunu unutmamalıyız ki eğitimde aşılamayacak engel yoktur. Gidilecek yol, süreç ne kadar güç olursa olsun elimizden gelen özeni gösterdiğimizde bunun sonucu elbet filizlenecektir.

Çocuğunuzun okuldaki başarısıyla ilgili kuşkularınız varsa öncelikle öğretmeniyle ve okul psikolojik danışmanıyla konuşup ortak bir çalışma planı geliştirebilirsiniz. Harfleri ters yazıyorsa çocuğunuzun bir harfi nasıl yazacağından emin olmadığı zamanlarda bakması için büyük bir kartın üzerine harfleri yazabilirsiniz. Matematik problemlerinde zorlanıyorsa önce rakamları doğru algılamasını sağlayıp daha sonra problemi doğru şekilde anlayabilmesi için çeşitli görsel, işitsel, dokunsal etkinlikler yaptırabilirsiniz. Okumayı öğrenmekte güçlük yaşıyorsa çocuğunuza her gün evde yüksek sesle kitap okuyabilir ve ardından ondan kendi kendine okumasını isteyebilirsiniz. Ayrıca çocuk başarı kat ettikçe elde ettiği başarı kadar çaba harcadığı için de ödüllendirilmeli ve yüreklendirilmeli. Çocuk için yapılabilecek bir başka etkinlik de onu spor, müzik veya sanat gibi kolay başarılı olabilecekleri eğlenceli alanlara yönlendirebilirsiniz.

Çocuklarımız motivasyonunu kaybetmeden, öğrenilmiş çaresizliğe düşmeden, problemlerinin daha da büyümesine olanak vermeden onu fark etmeli ve minik ellerinden tutmalıyız…

Yararlanılan kaynaklar:

1-KORKMAZLAR, Ümran,, Özel Öğrenme bozukluğu(6-11 yaş ilkokul çocuklarında özel öğrenme bozukluğu tanı ve yöntemleri),İstanbul,1993.

2-YAVUZER, Haluk, Okul Çağı Çocuğu, Remzi Yayınevi, İstanbul,2003.

 

(Bu yazı 895 kez görüntülendi.) 2015-05-30
 
Sayfaya Yorum Ekle
Adınız  E-posta
Yorumunuz
 
 
   
 
İstanbul - İbrahim Hakan KARATAŞ E-posta: ihkaratas@gmail.com
www.materyal.org.trwww.oncuegitimciler.org.tr www.egitimakademisi.org.tr